26 Aralık 2015 Cumartesi

İrlanda-Dublin Turları

İrlanda'ya Türkiye'den ilk misafirlerimiz geliyor. 4 günlük kısa bir ziyaret olacak o yüzden vaktimizi güzel kullanalım istedik. Ne yapalım nerelere gidelim gibi konuları önceden araştırıp seçenekler hazırlayalım istedim. Biz de henüz çok fazla yer gezmedik, herhangi bir tura katılmadık. Önlem olarak bir turist ofisine gidip ne kadar broşür varsa toplayıp içlerinden de mantıklı olup katılmak isteyebileceklerimizi bir sayfada yazayım bilgi kalıcı olsun istedim :) İlerde bu turlara katıldıkça detaylarını da yazarım umarım. Bunlar tabi benim haziran 2014 için baktığım fiyatlar ve tarihler, turu beğenince guncel fiyat ve tarih bilgisi için sitelerine bakmak gerek tekrar.


CLIFFS OF MOHER 


Dublin'den günübirlik "Cliffs of Moher" turları var. Bu bölge İrlanda'da mutlaka görülmesi gereken yerlerden olduğu için turlarını inceledik. Aşağıdakilerden 1. 2. veya 4. tur katılmak için diğerlerinden daha uygun göründü bana. 4. turun içeriği biraz farklı daha fazla durağı olduğu için yorucu olabilir de. Tabi ilk ikisindeki ücretsiz giriş de önemli, irlanda'da genelde giriş ücretleri son dakika golü olabiliyor :) 




Paddywagon Cliffs of Moher Tours Wild Rover Dublin Tours Bus
Websitesi paddywagon    cliffsofmohertours wildrover dublintoursbus
Ücret 40€ yetişkin 45€ yetişkin
40€ öğrenci
22.5€ 5-12 yaş çocuk
5 yaş altı ücretsiz
25€ yetişkin 35€ yetişkin, 25€ çocuk
Zaman 07:50 - 20:00 06:50 - 19:00 07:10 - 20:00 07:15 - 21:15
Güzergah Kinvara
Corcomroe Abbey 
The Wild Atlantic Coast
The Burren!
Doolin 
The Cliffs of Moher (ücretsiz giriş-1.5 saat) Bunratty Castle Photo Stop
Limerick (King John's Castle)
Co Clare
Cliffs of Moher (ücretsiz giriş-1.5 saat)
Doolin (öğle yemeği)
Burren
Dunguaire Castle in Kinvara
Corcomroe Abbey
Cliffs of Moher (2 saat)
Burren
Galway (2 saat)
Kinvara
Dunguaire Castle
Aillwee Caves or The Burren Birds of prey
Burren
Poulnabrone Dolmen
Leamanagh Castle
Cliffs of Moher Doolin Galway
Yorum


Tur aralarda farklı yerlerde fotoğraf çekimi için de duruyor 


WICKLOW of MOUNTAINS 


Burası da mutlaka gidilmesi gereken yerlerden. Turların çoğu aynı zamanda Powerscort bahçelerine de uğradığı için daha da mutlu oldum ben :) Bütün turlar aslında 2 saatlik süre için 4 aktivite seçeneği sunuyor. Bunlardan isteyen istediğini seçerek turu alabilir. Ben daha önce görmediğim için bahçe ile başlamak isterim ama bisiklet de eğlenceli olabilir. Wicklow trekking için en çok tercih edilen alanlardan biri o sebeple yürüyüş de güzel olur (tabi trekking ayakkabısı ile)
  • Rehberli yürüyüş +10 euro
  • At sürme +50 euro
  • Bisiklet sürme +50 euro
  • Powerscourt bahçesi +6.5 euro

Day Tours WicklowHill Top Treks
Websitesidaytourswicklow   hilltoptreks
Ücret25€ yetişkin25€ yetişkin
Zaman 09:20 - 17:3009:30 - 17:30
GüzergahCo Wicklow aktivite durağı (2 saat)
Wicklow dağlarında araba ile gezinti
Enniskerry ("P.S. I Love You" ve "Leap Year" filmlerinin yeri)
Wicklow Ulusal Parkı
Sally Gap
Lough Tay
The Guiness Lake ("Excalibur" ve "Brave Heart" filmlerinin yeri)
Glenmacnass Waterfall
Glendalough
Enniskerry ("P.S. I Love You" ve "Leap Year" filmlerinin yeri)
Co Wicklow aktivite durağı (2 saat)
Enniskerry Village (öğle yemeği)
Wicklow Mountains National Park
Powerscourt Waterfall
Lough Tay
Guiness Estate
Sally Gap ("Brave Heart" filminin yeri)
Glendalough (1.5 saat)


Bunlar gibi pek çok yere giden günübirlik tur var. Biz şimdilik iki tanesine yoğunlaştık. 

VIKING TOUR 
Hem karada hem de suda gidebilen bir araç ile şehir turu yapılıyor. Arada caddelerde araçlarını görüyorum çok komik görünüyorlar :) Her yolcunun kafasında bir viking şapkası oluyor mutlaka :) Rehberli ve eğlenceli bir tur diye geçiyor denemek lazım 
www.vikingsplash.com 
75 dakika
20€ yetişkin, 12€ çocuk

DUBLIN YÜRÜYÜŞ TURLARI 
Dublin'in merkezi çok büyük değil ve görülmesi gereken yerlerin çoğu yürüme mesafesinde denebilir. İrlanda'lılar da bunu iyi değerlendirmişler ve birkaç yürüyüş turu alternatifi hazırlamışlar. www.walkingtours.ie/scheduled-tours 
Turların kapsamlarını karşılaştırabilmek için aşağıdaki gibi yazdım. hop on hop off olması durumunda ilk yada ikinci tur yapılabilir. 3. turu yapmak içinse sağlam vakit ayırmak lazım.


Highlights & Hidden Corners
The Best of Dublin
The Complete Walking Tour
Süre
02:00 
02:15
04:00
Ücret
10e/yetişkin*
8e/öğrenci*
ücretsiz/cocuk
*hop-on hop-off bileti olanlara ücretsiz
12e/yetişkin*
10e/öğrenci*
ücretsiz/cocuk
*hop-on hop-off bileti olanlara yarı fiyatna
20e/yetişkin
18e/öğrenci
Tarih
Her gün 11:00
Pzt-Cmt 14:30
Cumartesi 10:00
Güzergah
O’Connell Street
General Post Office
Henry Street 
St Mary’s Church (now a famous café/bar!)
the Italian Quarter
the River Liffey
the Ha’penny Bridge
Temple Bar
City Hall
Dublin Castle 
Houses of Parliament 
Trinity College campus
Trinity College 
Houses of Parliament 
City Hall 
Dublin Castle
the Chester Beatty Library Galleries
City Walls
St Patrick’s Cathedral
Christ Church Cathedral
Fishamble Street
Smock Alley Theatre
Temple Bar
Trinity College
Merrion Square Park
Georgian Quarter 
Government/ Museum Quarter
vibrant Docklands area
Jeanie Johnston Famine Ship
the haunting Famine Memorial and the Custom House
the Abbey Theatre
the James Joyce Statue
the General Post Office 
The Church for a tea/coffee break (free for our guests).
Capel Street
the River Liffey 
the area first built by the Vikings 
City Hall 
Dublin Castle
Christ Church Cathedral



8 Aralık 2015 Salı

Irlanda'da Is Yasami

Buradaki yasamimiz suresinde pek cok sureci bastan kesfedip ogrenmemiz gerekti. Kimisi yardimci olan arkadaslar sayesinde kolay oldu, kimiyse cok ugrastirdi.

Yeni bir ulkeye tasinirken yasamin tum alanlarinda yapman gerekenleri yeniden kesfedecek olmak bir bulmacayi cozerek yasamaya benziyordu basta. ancak bir sure sonra bazi durumlar iskence gibi gelmeye basladi.

Kesfetmesi zaman alan bazi bilgileri yazacagim bir sayfa olusturmaya karar verdim ben de.

YILLIK IZIN

20 gun yillik izin hakkiniz var yasal olarak. Kimi sirketler bunu 25 gun olarak verebiliyorlar. (Ornegin benim calistigim PayPal ve esimin calistigi Amazon ). Bunlara ek olarak her yil yaklasik 10 gun kadar "Bank Holiday" dedikleri resmi tatiller var. Onlarin da guncel listesini "Ireland Bank Holiday 2015" gibi arayarak bulabilirsiniz. Bu resmi tatillerin bir cogu ozellikle pazartesi gunune denk getiriliyor, bu sayede 3 gun tatil yapabiliyorsunuz. 

Yil icerisinde 20 gunluk bu yasal izniniz bitmez ise sonraki yila sadece 5 gunu devredilebiliyor. Bu 5 gunu de ilk 3 ay icerisinde harcamaniz gerekli.

http://www.citizensinformation.ie/en/employment/employment_rights_and_conditions/leave_and_holidays/annual_leave_public_holidays.html
http://www.citizensinformation.ie/en/employment/employment_rights_and_conditions/leave_and_holidays/

BABALIK IZNI

Su anda Irlanda'da babalik izni yok, isteyen yillik izninden kullanarak ise gelmeyebiliyor. Ancak yeni cikan butce ile beraber 2016 Eylul ayindan itibaren 2 hafta babalik izni yasal olarak devreye girmis olacak. 

http://www.citizensinformation.ie/en/employment/employment_rights_and_conditions/leave_and_holidays/paternity_leave.html 



9 Ocak 2015 Cuma

En Etkin 50 Şirket

Dünya Tarihine Yön Veren En Etkin 50 Şirket, Howard Rothman
Biraz önce bu kitabı bitirdim ve kendime aldığım birkaç notu buraya da eklemek istedim.

Öncelikle kitapla ilgili birkaç düşüncemi yazayım. Kitap dünyadan çok Amerika'ya yön veren şirketleri yazıyor çoğunlukla. Asıl sorun ise eski olması (İlk basım 2001). İçeriğinin eski olması sayesinde benim yaşadığım ve takip edebildiğim internetin dünyayı artık ele geçirmiş olduğu dönemde ne kadar çok şeyin değiştiğini fark edebilmiş olmam. Kitapta hiç yeri olmayan (Google, ... :)) ama gerçekten dünyayı değiştirdiğini düşündüğüm şirketler de olduğunu fark ettim.

Kitapta çoğunlukla geçmişi çok eskilere dayanan, dünya savaşları ve büyük ekonomik buhranları atlatabilen şirketler anlatılmış. Ancak anlatım olarak yüzeysel kaldığını düşünüyorum. Herhangi bir sorunun nasıl aşıldığına dair detaylara nerdeyse hiç yer verilmemiş.

Kitapta yer alan şirketlerin büyük kısmının büyümesinde ve genişlemesindeki ortak özelliklerden biri de çalışanlarına değer vermeleri. Amerika yasalarında olmamasına rağmen pek çoğu çalışanlarına ek yan haklar, emeklilik-sağlık sigortaları, barınma yardımı (ev vermeye kadar gidenleri var), kardan pay verme gibi yaklaşımları olmuş. Bunları sadece üst yönetime değil, kimileri üretimdeki çalışanlarına da sağlamışlar. Şirketler çalışanlarını da destekledikleri zaman sağlam zeminlerde büyüyebilmişler sonucunu çıkartıyorum.

Kitaptaki her açıklamaya ve söze katılmıyorum elbette ancak kimi şirketlerin işleyiş şekline dair fikir verdiğini düşündüğüm alanlardan bazıları :

McDonald's
Raymond Albert Kroc (sandığımın aksine firmanın sahibinin soyadı McDonald değilmiş :))
"Eğer varsa vaktin yan gelip yatmaya, o zaman vardır vaktin etrafı parlatmaya." Bu sözü söyleyen Kroc gerçekten kimi zamanlada restoranı ve park yerini temizlemiş
"Satıcı olmak, müşteriyi ona hiç farkettirmeden sizin yolunuza yönlendirme sanatıdır."

FedEx
Başarılı reklamlarının kaynağı olan kitle seçimi:
"Şirket reklamlarını dosdoğru kaynağına, yani sekreterlere, muhaberat memurlarına ve yükleme kararını veren diğer çalışanlarına yöneltmiştir."


1 Aralık 2014 Pazartesi

Kiralar, kiralayanlar, kiralananlar

Bir süredir kiralar ve satılık ev fiyatları balonunun ne zaman patlayacağını merak ediyorum. Başka bir merakım da bu evleri bu fiyata kimler alıyor ya da kiralıyor :)

Bu konuda biraz sayılara bakmak istedim. 01.12.2014 tarihinde www.hurriyetemlak.com ve www.sahibinden.com sitelerinde biraz arama yaptım. En çok içerik olduğunu düşündüğüm sitelerde şansımı denedim. 
  • Oda sayısı 1,1+1, 2+1 olan evlerde arama yaptım.
  • 1250 ve 2000 olarak iki baraj fiyata göre değerlendirdim. (Daha aşağısına pek ev bulunmuyor)
İstanbul'un merkezi olarak gösterilebilecek, İstanbul ilçeler haritasına bakarak iki ayrı inceleme yaptım. 

Genel merkez ilçeler : 
Tüm ilçeler kendi içlerinde birer merkez olsa da bunlar benim gözümde iş  yeri potansiyeli de yüksek olan, ticaret merkezi olan yada onlara yakın olan yerler. 

Ataşehir, Bahçelievler, Bakırköy, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beyoğlu, Eyüp, Fatih, Güngören, Kadıköy, Kağıthane, Maltepe, Şişli, Ümraniye, Üsküdar, Zeytinburnu

HÜRRİYET EMLAK
1
1+1
2+1
Toplam
%
 0-1250 Kira
143
841
1503
2487
21,78
 0-2000 Kira
229
2374
3966
6569
57,53
Tüm Kiralar
272
3530
7615
11417


SAHIBINDEN
1
1+1
2+1
Toplam
%
 0-1250 Kira



7462
22,95
 0-2000 Kira



17224
52,99
Tüm Kiralar



32504


Ana merkez ilçeler :
İş ve ofis yoğunluğunun daha fazla olduğu, ana ulaşım güzergahları olarak tanımlayabilceğim ilçeler.

Ataşehir, Beşiktaş, Beyoğlu, Kağıthane, Eyüp, Fatih, Kadıköy, Kağıthane, Şişli, Ümraniye , Üsküdar, Zeytinburnu

HÜRRİYET EMLAK
1
1+1
2+1
Toplam
%
 0-1250 Kira130
684
1138
1952
20,37
 0-2000 Kira
198
1898
3021
5117
53,40
Tüm Kiralar
241
2961
6380
9582


SAHIBINDEN
1
1+1
2+1
Toplam
%
 0-1250 Kira



5652
20,28
 0-2000 Kira



13407
48,12
Tüm Kiralar



27857



Yukarıdaki sayılara bakınca bu semtlerdeki kiralık evlerin yarısı aylık 2000 TL ve üzerinde görünüyor. Faturalar ve aidatlarla beraber iyimser bir tahminle 2700 TL aylık sabit masraftan bahsediyoruz. 
Gene iyimser bir oran olarak kişi aylık hane gelirinin 1/3'ünü kira olarak veriyorsa, 8100 lira o evin aylık geliri olması lazım. İstanbul'un 16 semtine bakınca insanların yarısının hane gelirinin 8100 TL ve üzeri olmasını gerektiriyor. 
Memur maaşlarına baktığımda karı-koca öğretmen, karı-koca doktor, karı-koca mühendis olarak çalışsalar bile bu geliri elde edemiyorlar. Özel sektör maaşları da daha iyimser değil. 

Tuik'in verilerine bakmak biraz fikir veriyor. Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması, 2013

Ben halen bu evleri emlakçıların nasıl kiraladığını, insanların gelirlerinin yarısını barınmaya ayırma zorunluluğunu anlamıyorum. Burada sadece sayılar var. İçinde oturulabilir, güneş gören, düzgün ısınan bir ev istendiğinde 2000 çok da yüksek bir baraj değil, hatta 1250 ye ev bulma şansı epeyce azalıyor.

Gelirler ile doğru orantılı olmayan bu kiraları ve kira artışını anlayabilen beri gelsin :) 


29 Kasım 2014 Cumartesi

Kiralık Arac ile Dublin'de kaza olursa ...

Kasım ayında gelecek misafirlerimiz için önceden rezervasyonumuzu yaparak SIXT fırmasından 6 günlük araç kiraladık. 6 gün boyunca gezdik, 1200 km yol kat ettik ve 18 kasım da arabayı teslim etmeye götürürken kazamızı yaptık :)

Kiralık aracınızı deposu dolu aldığınız için gene deposu dolu olarak teslim etmeniz gerekir. Biz de son olarak benzin istasyonuna girdik. İstasyon çıkışında sonradan solumuza gelip duran jipin sağ ön tekerine tamponumuzu çarptık. Şanslıydık ki ne karşı taraftaki tek yolcu olan sürücüye ne de bana veya eşime birşey olmadı. Olayı tampon kırılması ve kaporta çizikleri ile atlattık. Yaralanmalı bir durumda süreç bambaşka işliyordur sanırım.

Türkiye'de bile başımıza başkasının aracına çarpmakla ilgili bir kaza gelmemişti ki İrlanda da süreci hiç bilmiyorduk. Biraz uğraşarak, panik olarak epeyce de para ödeyerek öğrendik süreci. Çarptıklarımız anlayışlı ve kibar insanlardı, bizi zorlayıp sorun çıkarmadılar.

- İlk çarpmadan sonra iki aracı da kesinlikle hareket ettirmeden araçtan inin. İlk çarpışma sonrası durumun fotoğrafını çekin, mümkünse olay mahalinin neresi olduğu da fotoğraflardan anlaşılsın. Sonra en uygun şekilde iki aracı birbirinden ayırıp uygun bir kenara çekin.

- Kiralama şirketinin size verdiği acil durum numarasını arayın hemen. Hele de bizim gibi mesai saatleri dışındaysanız, ulaşması zor, doğru kişiyi bulması zor derdini anlatması zor ama sabırla konuşup olayın nasıl olduğunu anlatıp onlardan bilgi almalısınız. Plakanızı söylemenizi isteyecekler. Bizim son günümüzdü, kaza sonrası arabayı teslim etmeye götürdük, birkaç günümüz daha olsaydı senaryo farklı gelişebilirdi.

- Çok çok bariz bir şekilde siz çarpmış olsanız bile asla hatanın sizde olduğunu kabul etmeyin. Doğrudan hatayı kabul etmeniz sizi sigorta karşısında zor duruma sokar. Garda'yı arayın ve bekleyin. Suçun kimde olduğu süreç içerisinde netleşecektir, siz karar vermeyin. İrlanda'da Türkiye'den alışık olmadığımız farklı kurallar olabiliyor.

- Çarptığınız araç sürücüsü ve yakınlarına "ben çarptım hata benim" gibi söylemlerde bulunmayın :) Şanssız bir gun, polisi bekleyelim demeyi tercih edin.

- Araçlar ayrılmışken tekrar her iki araçta da hasarlı yerlerin fotoğraflarını çekin. Karşı aracın sigorta bilgilerini, sürücünün adı, soyadı, adresi, telefonu gibi bilgilerini alın. İsterse sizinkileri de verin. İtiraz etmenize gerek yok, polis geldiği zaman zaten ilk olarak her iki tarafın bilgilerini birbirlerinin almasını sağlayacaktır.

- Polis geldiğinde onun talimatlarına göre doğru şekilde anlatırsınız. Ancak polisin hangi Garda ofisinden geldiğini sorup not edin.

- Aracınızın trafiğe çıkmasını engelleyecek bir hasarınız yoksa, polis aracı götürmenize izin veriyor.

- Aracı teslim noktasına getirdiğinizde, görevliyle beraber tekrar kontrol edin hasarı.

- Eğer tam sigorta taptırdıysanız, kiralarken bıraktığınız depozito yanacaktır. (SIXT de biz 150 euro depozito vermiştik. )

- Kazayla ilgili kağıtlar, formlar doldurmayı unutmayın. İrlanda usulü acele etmeyin. Formları doldururken, olayı anlatıp çizimini yaparken vs hiç acele etmeyin. Sakin sakin düşüne düşüne ilerleyin, aceleniz yok :)

- Görevliden bundan sonraki yapacağınız ödemelerinizi öğrenin. Size söylediği ve daha önceden duymadığınız ödemeler için mümkünse sözleşmeye bakmaya çalışın. Israrla tekrar tekrar bütün yapacağınız ödemeleri sormalısınız ! Bizim ısrarlı sorularımıza rağmen görevli bizi eksik bilgilendirdi ve ertesi sabah hesabımızdan 500 euro çekilmiş olarak güne başladık.

- Karşı tarafa verilen en ufak hasar için bile sizden direk 500 euro ödeme alınıyormuş. Bu arabayı kiralarken genel olarak okunmayan o 20-30 sayfalık sözleşmede yazıyor. Sadece kendi aracımıza zarar verseydik 150 euro ile kurtulacaktık, ancak başka bir araca daha zarar verdiğimiz için 500 euro daha ödemek gerekti. Bu haksızlık gibi geliyor bana çünkü karşı tarafın hasarı henüz belli değil, kimin sigortasının neyi ne kadar karşılayacağı belli değilken direk para almamalılar.

Hatırladığım ve birazda çarpan kişi olarak olayın şoku ile yaşadıklarımızı yazmaya çalıştım.

Kazasız belasız gezmeler dileğiyle :)

1 Ocak 2013 Salı

YAZILIM SEKTÖRÜNDE DEĞİŞİM


"Harvard Business Review" Türkiye Aralık sayısındaki A ve B tipi dönüşüm makalesine istinaden benim hazırladığım ödev yazım:

YAZILIM SEKTÖRÜNDE DEĞİŞİM


Yaklaşık beş yıldır bilişim sektöründe çalışıyorum. Beş yıllık sürede operasyon, hizmet, yönetim
gibi farklı birimlerde çalışma fırsatı buldum. Çalıştığım farklı firmalar sayesinde, farklı organizasyon
yapılarına ve satış modellerine sahip şirketleri gözlemleme imkanı yakaladım.
Günümüzde bilişim sektörünün işleyişine ve çok hızlı gelişen teknolojisine, bu sektöre uzak
firmalar yabancı olsalar da günümüzde neredeyse tüm firmaların bir IT altyapısı olmak zorunda.
Dijital pazarlama, online iletişim, sosyal medya, büyük veri işleme yeteneği gibi hayatımıza
girmeye başlayan kavramlar, mevcut birçok işleyişi etkileyip uzun vadede kimilerini yok
etme durumuna geliyor. Gelinen teknoloji ile birlikte insanların alışkanlıkları, hobileri, eğlence
anlayışları, ulaşılabilirlikleri 20 yıl öncesine kadar çok da öngörülemeyen şekilde değişmeye
başladı.

Bu değişimler bilişim sektörü ve yazılım firmalarını da henüz çok yeni bir endüstri olmalarına
rağmen yeniden değişime yöneltti bile çoktan. Günümüzde dijital ortamdaki rekabetin artması ile
yazılım firmalarının da iş modellerine güncelleme yapması gereği kaçınılmaz oldu. Eski usul yazılım
geliştiren ve yeni metodolojileri takip etmeyen firmalar dijital rekabette çok yavaş kalıyorlar.
Müşterilerinin de dijital pazara geç girmesine sebep olurken, sadece hıza önem veren firmalar
ise aslında yazılımın derinliklerine dalamadıklarından kalitesiz sonuçlar üretiyorlar. Bu
kalitesiz sonuçlar da çok hızlı gelişen bilişim teknolojisinin ve bir o kadar hızlı artan veri miktarına
yetişemeyip pazara çok büyük pazarlama stratejileri ile giren firmaların ciddi zarara uğramasına
sebep olabiliyorlar.

Yazılım son yirmi yılda tüm endüstriler tarafından fark edilip, bir ihtiyaca dönüşmeye başladı. Şu anda
hemen hemen her endüstri bir şekilde hazır bir yazılım satın almakta veya gereksinimlerine göre özel
olarak yazılım hizmeti talep etmekte. Ancak yazılım büyük oranda çalışanın zamanı ve bilgisi ile
üretilebildiğinden ölçülebilirliği ve ücretlendirmesi çok da net olmayan bir sektör hala. Müşteriye
özel yazılımlar çoğunlukla gecikme, gecikmeden dolayı müşterinin beklediği getiriyi elde
edememesi, sonucun müşteri tarafından beğenilmemesi, değişiklik talepleri ile sürenin daha da
uzaması ve maliyetlerin hem yazılım firması hem de müşteri için artması ile sonuçlanabiliyor.

Yazılım dünyası uzun süredir "waterfall" denilen, projelerin uzun analiz ve talep toplama toplantıları ile
başlayıp ardından tamamlandıktan sonra müşteriye gösterildiği, yazılımın üretim safhasında müşterinin
yer almadığı bir metot kullanıyor. Bu metot da ne kadar iyi analizler yapılırsa yapılsın yukarıdaki
sorunlara yol açabiliyor. Tüm sorumluluğun proje yöneticisinde olduğu, yazılımcıların kendilerine
atanan görevleri yaptığı, projenin geneline dair istemedikçe çok da fikir sahibi olmadığı bir üretim
sürecini doğuruyor. Son birkaç yıldır internetin ve sosyal medya çok hızlı ilerlemekte, hayatları bir
bakıma ele geçirebiliyor, insanlar artık yeni çıkan sitelere ve uygulamalara çok hızlı adapte olabiliyor.
Müşteri dijital pazarlamaya ayak uydurabilmek için yazılımın üretim safhasında analizlerde yer
almayan değişikliklere ihtiyaç duyabiliyor. Bu da yazılım firmaları aslında çok iyi iş çıkarsalar da
aslında müşteriyi memnun edememelerine ve bu memnuniyeti sağlamak için daha fazla harcama
yapmalarına sebep oluyor.

Yazılım firmalarının iki tipte dönüşüm yapmaları ve bu iki dönüşümü de bünyelerinde yaşatabilmeleri
gerekiyor. A tipi dönüşüm olarak mevcut waterfall modelini kullanabilmek için müşteri ve ihtiyaç
modelini netleştirmeleri gerekli. Sosyal medyada ve dijital pazarlamada çok yoğun ve ilk olmanın
önemli olduğu projelerde artık bu modelle devam edemezler. Ancak bankacılık, otomotiv, lojistik gibi
çok büyük hacimde iş yapan firmalar ciddi yazılım altyapıları ile çalışmakta. Bu yazılımlar tüm
işletmenin finans, stok takibi vb konularında bel kemiğini oluşturduğu için, hızlı ve önce olmaktan çok
tüm ihtiyaçlarını karşılayan, detaylı yazılımlara ihtiyaç duyarlar. Bu tip yazılımlar genelde firmaların iş
süreçleri değişmedikçe kullanıma başladıktan sonra değişime ihtiyaç duymazlar. Önemli olan temel
altyapının sağlam olması, mevcut ve öngörülen süre için gerekli kapasiteyi kaldırabilmesidir. "Geç
olsun da güç olmasın" cümlesi bu tip yazılım ihtiyaçları için doğrudur denebilir.

Yazılım firmaları bu müşterileri için waterfall modelini kullanmaya devam etmeli. Ancak dijital
pazarlama müşterilerinden farklı olarak çok detaylı bir analiz süreci uygulamalılar. Bilişim teknolojisi
belki de en hızlı gelişen endüstrilerin başında gelmekte. Teknolojiyi takip etmek durumunda
olan tüm yazılım firmaları projelerinde eski teknolojiyi kullanmak istemez, yeni teknolojileri
denemenin peşine düşerler. Halbuki waterfall modelini uygulayacakları müşterileri için
teknolojinin yeni olması değil ihtiyaçları en uygun ve verimli biçimde karşılaması önceliklidir. Çoğu
bankanın temel yazılım sisteminin onlarca yıl eski yapılardan oluşması bu sebeptendir.

B tipi dönüşüm olarak hızlı ve değişken yazılımlara ihtiyaç duyan müşterilere hizmet sunacak
yeni departmanlar oluşturmaları gerekir. Son birkaç yıldır yazılım süreçlerinde çevik (agile) teknikler
ve yeni süreçler ortaya çıktı. Bu yeni departmanların müşterinin değişen pazarı yakalama
ihtiyacına uygun olarak tüm üretim safhasında müşterinin de yer almasını sağlamaları gerekli.
Müşterinin, projenin gidişatından ve gelişiminden proje tamamlanmadan daha ilk safhalarından itibaren
haberdar olmaya başladığı bir modelde üretim yapmaları gerekli. Bu tekniklerle devam edilen
projelerin çoğunda proje tamamlandığında baştaki istek ve ihtiyaçların %60'ı proje tamamlandığında
hiç yapılmamış yada değiştirilmiş olabiliyor. Hızlı davranmak açısından müşterinin öncelikleri
başlangıçta tamamlanıp pazara daha erken girilmesi sağlanabiliyor, sonrasında pazardaki ihtiyaçlara
göre şekillenen değişikliklerle müşterinin istediği gibi projeler tamamlanabiliyor. Toplam maliyeti daha
düşük, müşteri memnuniyeti daha yüksek sonuçlar elde ediliyor.

Yazılım firmalarında kaynak planlaması genelde kişilerin proje gereksinimlerine göre farklı
projelerde çalıştırılması üzerine yapılır. Ancak waterfall ve agile tamamen farklı kültürlere ve
iş yapış modeline sahip işleyişler. Bu sebeple her iki departmanın kadrosunun tamamen farklı
olması ve kaynaklar sadece bulundukları departman içindeki projelerde planlanmalıdır. Waterfall daha
hiyerarşik bir düzene sahip, kişilere tanımlı ve önceden belirlenmiş, değişiklik yapamayacakları
görevler atar. Agile da ise hiyerarşin çok daha az, kişilerin çok daha yetkin, dinamik olarak oluşan
fikirlere göre değişen görevler yaparlar. Üretim sürecinde kendi fikirleri ile müşteriyi
yönlendirebildikleri daha yaratıcı bir süreçtir. Bu yeni departmanı oluştururken bu departmana uygun
karakterde çalışanları bulmak gerekir. Bu iki departmanın birbirinden etkilenmemesi, birbirlerinin
projelerinde iç içe geçmemesi gerekir. Ancak bir yandan da her iki departman da bilgi birikimini ihtiyaç
olduğunda birbirine aktarabilmelidir.

Yukarıdaki zorlukları yönetmek, iki ayrı üretim modelini aynı çatıda konumlandırmak zordur. Ancak
bu sayede farklı ihtiyaçlardaki müşterilere daha uygun çözümlerle satış imkanı doğar. Agile ile
projeler daha hızlı tamamlandığından müşteri portföyü daha hızlı genişleyebilir. Dijital pazarlama
ve sosyal medya gibi insan alışkanlıklarını değiştiren oluşumlara daha hızlı ayak uydurula bilinir.
Waterfall ile kurumsal ve prestijli projelerde yer almaya devam edilebilir. İki süreci bir arada
bulundurmak, sinerjiyi artıracaktır.

7 Mart 2011 Pazartesi

Ev Ararken :)

Ev kurma ve düğün sürecinin en zorlu tarafı ev bulmak oldu bizim için. Zaten ikimiz de en çok bundan korkuyorduk. 21 mayısda evlenecektik ve 1 martta aramaya başladık. Kimi çok erken daha dedi, kimi çok geç kaldınız dedi, mart sonuna yaklaştıkça herkes geç kaldığımıza karar verip bizi daha da panik yaptı :) Neyse 1 nisanda yaklaşık 45 ev gezdikten ve 200 den fazla telefon gorüşmesi yaptıktan sonra şans eseri en guzel evimizi bulduk.

Bizim ev arama hikayemiz epey uzun ve maceralı, onlari merak edenlere ayrıca severek anlatırım. Emlakçılarla kavgaları, evsahipleri ile diyalogları ... Şimdi ev aramakla ilgili neler öğrendiğimizi anlatayım.

Öncelikle bodos emlakçı dolaşalım gösterdikleri her evi gezelim demeyin. Hele de çalışıyorsanız ve kısıtlı vaktiniz varsa canınız yanar. Elinize bir kalem kağıt alın ve tutacağınız evde ne olmasını istediğinizin bir OZELLIK listesini yapın. Bütçeniz kısıtlı ise hepsini bulamazsınız bu yüzden bu istekleri önceliklendirin. Aynı şekilde birde nelerin olmasını istemediğinizi yazın, sonra bunlardan da hangilerinin olmasına katlanabileceğinizi belirleyin. Örneğin ben giriş katı hiç istemiyordum ama
fiyatı göz önünde bulundurarak güneş alması koşulu ile giriş kat evlere de bakıyordum.

Bunlar size çok zaman kazandıracaktır. Internetten ararken kesinlikle olmaz dediğiniz özelliklere sahip evleri elersiniz. Emlakçılarla konuşurken onların sizi yanlış yönlendirmelerine mahal vermemiş olursunuz.

Emlakçı gezmek zor bir iş. Hele de bizim gibi Avrupa yakasının yarısında ev aradıysanız konuşulacak çok emlakçı var. Biz tecrübe ile şöyle bir yöntem öğrendik. Akşamları internetten ev arayıp beğendiklerimizi bir araya getirip Bekir ile tekrar eleme yapıyorduk. Sonra sıra ile ben hepsine telefon açıp özellik listesindeki önemli maddeleri sorun, zaten uymuyorsa konusmayı bitirirsiniz. Uyuyorsa tam adresini sorun, çoğu emlakçı tam adresi söylemek istemiyor ama en azından sokak adını öğrenmeye çalışın. Sonra evlerin adreslerini google map de işaretleyip en uygun rotada en kısa sürede en çok sayıda evi gezebiliyorsunuz.

OZELLIK Listesi ile ilgili aklıma gelen detaylar :
* Kaçıncı kat?
* Kot farkı var mi? Yani 3. Katta ama aslında -1'e mi denk geliyor sorusunun cevabını dağ bayır olan memlekette sormak lazım :)
* Camlar pimapen mi
* Çelik kapı var mi
* Isıtması nasıl? Merkezi sistem ise ne yakıt kullanılıyor, evin sıcak suyu nasıl sağlanıyor, gerekiyorsa termosifon var mi , evde hiç doğalgaz bağlantısı var mı ?
* Hangi cepheye bakıyor?
* Balkonu var mı? Ebatları nasıl?
* Mutfak ışık alıyor mu? Apartman boşluğuna mı bakıyor?
* Mutfağa masa sığar mı?
* Mutfak banyo genel olarak ne durumda cok tadilat ister mi?
* Kapıcı var mı?

Bu liste daha çook uzar ama şimdilik hatırlayabildiklerim bunlar, sizde ekleyin aklınıza gelenleri :)

Ama yukardaki listeyi önemli kılan şey, vakit kazandırıcı olması. Emlakçılar %90 sizin istediğiniz tarzdaki evlere değil, kendi ellerinde sizin bütçenizde hangi evler varsa onları göstermeye çalışıyorlar. Kesinlikle istemediğiniz şeyleri belirtin ki sizi anlamsız evlere götürüp vaktinizi çalmasınlar. Yoksa bizim gibi metroya yürüyerek 5 dk dedikleri ev metroya araba ile 15 dk mesafede çıkmasın :)